Teknik Direktör İsmail Kartal Spor Türkiye ekranlarında Gürcan Bilgiç ile Derece programına konuk oldu. Programın öne çıkan başlıkları şu şekilde :

Bir sistemi bir takıma oynatacağım diye diretemezsiniz. Önce onları ikna etmeniz, inandırmanız lazım.

Ekibimle beraber takımların geriye dönük maçlarını analiz ettiğimizde rakibin nasıl oynadığına bakıyoruz. Devamında biz de buna bağlı olarak bir oyun inşa ediyoruz.

Her takımın her maçın hikayesi ayrıdır. Rakibin hikayesi farklıdır,kendi hikayen farklıdır.

Orta ve uzun vadeli bir takımın teknik direktörü olursunuz ve o kulüpte bir kültür oluşturursunuz. Bu koşulları karşıladığınızda bu oyununuzu herkese kabul ettirebilirsiniz. Ben şahsen pozitif futboldan yanayım, çağdaş futbolu takip eden ve kendimizi buna göre geliştiren bir yapımız var. Oynadığım takımlardaki en büyük amacım oyunu çirkinleştirmemek.

Beşiktaş gibi takımlara oynadığınız zaman 1.bölge değil 2.bölge savunması yapılmalı. En iyi savunma topu kaleden mümkün mertebe uzak tuttuğunuz savunmadır.

Antrenmanın planlamasına önem veriyoruz. Bazen gece yarılarına kadar bu planlamaları ayarlıyoruz.

Anadolu kulüplerindeyken 4 büyüklerin hepsine karşı aynı mantaliteyle oynayamıyorsunuz. Avrupa kupalarında oynamaları, maçın deplasman ya da içeride olması, sakatlık durumları gibi detaylar da önemli .

Her pas yeni bir açı, her pas yeni bir pozisyon demektir. Bunların hepsini tekrar ve tekrar çalışıyoruz antrenmanlarda. Antrenman başladı-bitti diye bir şey yok. Gece, gündüz çalışıyoruz.

Bakasetas gibi oyunculara karşı onu rahat oynatmamak, boş bırakmamak gerekir. Şut çekmesine, dikine rahat pas atmasına izin vermemeye çalışırız.

Göztepe - Trabzonspor maçı muhteşem bir maçtı. Herkese örnek olması gereken bir maç. Göztepe yenildi ancak bunu hak etmemişti. Yönetim olsam onları galip gelmiş gibi ödüllendirirdim.

İsmail Kartal: "Bir maç mağlup oldu diye bu ülkede antrenörlerin işine son veriliyor. Nasıl olacak şimdi?

Teknik direktörlere zaman verilmesi lazım. Taraftarından başkanına kadar herkesin sabır gösterebilmesi gerekiyor. Ancak o zaman belirli bir oyun kültürü ve başarı elde edilir.

Fenerbahçe - Alanyaspor maçı bence Fenerbahçe için bir kaza maçıydı.

Fenerbahçe'nin başındayken unutamadığım bir maç var. Kendi evimizde Akhisar Belediye'ye kaybettiğimiz 2-1'lik maçı unutamıyorum. Çok şanssızdık.

İsmail Kartal: "Mesut dünya çapında bir oyuncu, İrfan Can'da genç ve önü açık bir oyuncu. Antrenmanlarda ne yapıyorlar ben bilmiyorum. Sonuçta onlar Vitor Pereira'nın sorumluluğunda. Bu yüzden net bir yorumda bulunamıyorum."

Vitor hocanın elinde çok güçlü ve alternatif bir kadro var. İşler hep kötü gidecek diye bir şey yok. 'Su akar, yolunu bulur' demişler.

Fenerbahçe camiası ne istiyor? Fenerbahçe her maç 6-7 kişi savunma yapsın, ama 1-0 kazansın. Günün sonunda taraftarlar mutsuz olacak. Taraftarlar pozitif futbol görmek istiyor.

Mesela Real Madrid'in başına dünyanın en iyi hocası geçsin, ancak sadece savunma oynatsın. Taraftarlar mendil sallarlar. Çünkü bu oyunu kabul etmezler.

Fenerbahçe geçen sene kıl payı şampiyonluğu kaçırdı. Bu sezon da hemen hemen aynı oyuncular var, hatta takviyeler de yapıldı. Biraz daha özgüven yükselse bu iş olacak gibi duruyor.

Yönetim, futbolcu, taraftar. Futbolda bu bir ekiptir. Oyuncu top kaybetmiş, hatalı pas atmış. Taraftar hemen yuhalamasın; destek olsun, motive etsin.

Bu hafta o kötü oynadı kov, şu kötü oynadı kov. Nereye kadar kovacaksın? Böyle olmaz ki.

Takımların genç oyunculara yönelme politikasını doğru buluyorum. Birden bire olacak bir şey değil, biraz zaman gerekiyor. Böyle planlamalar çok doğru hamleler.

Hem kadro genç olsun, hem sahada müthiş bir oyun oynansın, hem de hemen şampiyon olunsun. Bunlar zaman alacak şeyler. Taraftarın takımı yense de yenilse de sevmesi, alkışlaması gerek.

Köln takımının küme düştüğü bir maçtan sonra 50 bin taraftar maç sonunda takımı ayakta alkışladı. Böyle olması lazım. Sabır ve hoşgörü her şeyin ilacıdır.

Konyaspor maçı Fenerbahçe için sezonun en zorlu maçlarından biri.

Büyük takım teknik direktörünün hayali olması lazım. Eğer hayali yoksa bu iş olmaz.

2012-13 UEFA Avrupa Ligi'nde Gladbach'ı 4-2 yendiğimizde o hafta Avrupa Ligi'nin en çok koşan takımı Fenerbahçe'ydi. Kupayı kazanmaya ramak kalmıştı ancak şanssızdık, olmadı.