Geçen hafta Tahir Karapınar ve Kemal Aslan’ı konuk ettik Sansürsüz Futbol’da..Yayın sonrası kahve içtik Ahmet ERCANLAR ile birlikte.Çok güzel noktalara dikkat çektiler.

Benim yaş grubumun çocukluğu,okulların basketbol sahalarında,taş zeminde top peşinde geçti.Düşenin dizinin yarıldığı zeminler.Ya da köstebeklerin oyduğu boş alanlarda,bazen ağaçlara da çalım atarak.Fenerbahçe’nin gençlerini emanet ettiği iki değerli futbol adamı;yeni neslin üçüncü boyut kavramında eksiklikler gözlemlediklerini dile getirdiler.

Tahir Hoca judo çalıştırıyormuş çocuklara.Düşmeyi bilmedikleri için.Hava topuna çıktıklarında kolları kırılmasın,omuzları çıkmasın diye.

Bizim yaş gruba,maçtan önce ‘’aldım verdim ben seni yendim’’ diye adımlar,kazanan,ilk oyuncuyu seçme şansına sahip olurdu.Ve yeleksiz takımlarla,yeni tanıdığım takım arkadaşlarımızı anında hafızaya alır,yanlış adama pas vermezdik.Çevre kontrolümüz gelişti.

Şu anki gençlik herşeyi restart yapabildiğini düşündüğü için,hayata da öyle bakıyor.Maç sonrası mahalle kavgasına girmediler.Dayak yemediler.

Evdekiler hocalara;’’eti senin kemiği benim’’demedi.

Sözün özü,eskisi gibi kıran kırana maç izleyememe nedenlerimizden biri de bu.Bizlere her konuda tur bindiren Z Kuşağını da bu hale bizler getirdik.

Kora kor futbol bulamayanlarla paylaşmak istedim.