Türkiye'nin Avrupa'daki gururu Atalay Mutlu

.

.



12 Mart 2017, 16:38

Türk futbolunun son yıllardaki Avrupa’daki başarılı temsilcilerinden Mutlu Sports Organizasyon Menajerlik Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Mutlu ile Hollanda’da harika bir sohbet gerçekleştirdik. Amsterdam’da yaptığımız kahve tadındaki röportajda Atalay bey bizleri şaşırtan ve bir o kadarda gururlandıran hikayesini anlattı.
Sohbete geçmeden Atalay beye soralım hemen...

Atalay Bey sizi tanıyabilir miyiz, bize biraz kendinizden bahsedermisiniz ?
1968 Şereflikoçhisar doğumluyum, 1979 yılında Hollanda’ya ailemin yanına göç ettim, evliyim 24 yaşında oğlum ve 20 yaşında kızım var. Şuan futbol yanı sıra abim ve kardeşimle ortak olduğumuz Hollanda genelinde 4’de muhasebe şirketimiz var.
 
Mutlu Sport ne tür işler yapar ? Ne zaman kuruldu ? Öykünüzü dinlemek isteriz...
Mutlu Sport’s 2002 yılında, futbol organizesi altında faliyet başladi. Ben okulun yanısıra amatör klübe futbola başladım,  ’80 yılında 12 yaşımda inanılmaz bir ritm yeteneğim olduğunu keşfettiler ve müzik hayatına başladım, burada senelerce sahne hayatını ve sahne organizasyonunu ögrendim, ’86 yılında 4 yıl boyunca bayan kuaförlüğü yaptım, insanları tanımayı ve sevmeyi öğrendim.

90'lı yıllarında, elektro cihazlar türeyince, herşeyden hevesim gitmişti, Restorancılığaatıldım, burada para ile nasıl geçinmem gerektiğini öğrendim.

2000 yılında Abim Adnan ve kardeşim Mehmet’in birlikte oldukları muhasebe bürosuna başladım, burada sözleşme kurallarını öğrendim.

2002 yılında, hayatımın kararını verdim futbol organizasyo’nuna, bu işte vermiş olduğum hizmet sayesinde ve futbol dünyasında tanışmış olduğum değerli  isimlerin son 2 senedirde menajerliğini yapıyorum.


 
Her isteyen menajer olabilir mi ? Bize menajerlik aşamaları hakkında bilgi verir misiniz?
Her isteyen menajer olabilir tabiiki, ama bu işi yapmak için sadece futbol bilgin yetmiyor, bir çok kriter var. Mesala, futbol dünyasında iyi bir çevreniz olması, kanun ve kuralları bilmeniz gerekmektedir, dürüst olmak ve insanların size güvenebilmesi çok önemlidir, seyehatler yapabilmek, kendi masraflarınızı karşılamak için finansal güçlü olmanız gerekli, international çalışabilmek içinde yabancı lisan gerekmektedir, birde bu faktörlerin yanısıra, kısmetinizinde açık olması gerekmektedir. Kısmetiniz bahtınız açıksa, aklına gelmeyecek çok başarılı transferler bile gerçekleştirebilirsin. Yani kısaca transfer işi, Milli piyango gibi bir şey. 
 
 Atalay bey genel olarak ülkemizde menajerler çok iyi para kazanıyor deniliyor, sizce de öyle mi?
Doğru, çok iyi kazanabilirsin, ama bu her menajerlik şirketi için geçerli değil, yüzlerce bu işle uğraşan iş arkadaşlarımız var, iyi kazananlar belkide totalın yüzde 10-15% gibi, bir çok kendi lisansını ödeyemeyen kişileri biliyorum, birde transferin büyük bir kısmı genelde yaz aylarında oluyor, diğer aylarda kendini bir şekilde kurtarmak zorundasın. Dışardan göründüğü gibi her şey toz pembe değil.
 
Yıllardır Hollanda’da yaşıyorsunuz.Sizin şirketiniz Hollanda’da kuruldu bu bağlamda baktığımızda Türkiye’de mi çalışmak daha kolay, Yurt dışında mı ?
Benim için batı Avrupa daha kolay, burada kurallar var, vede herkes bu kurallara uymak zorunda. Mesela, burada transferleri klüblerin Sportif direktörleri yapar, biz hiç bir başkan, yönetici, yardımcı hoca veya sponsor ile muhattap olmayız. Burada futbolcu temsilciliği saygın bir meslek halinde, bir futbolcuyu sadece klübden klübe değil, futbolcu’nun kariyer planlamasını, geleceğini, futbolcunun hayatındaki ticari bölümünü temsil ediyoruz, ama Türkiye’de ne yazıkkı, bu işler farklı dönüyor.  


 
Bu işe başladığınızdan itibaren hiç ilginç bir anınız var mı? Ve bu işte hiç dönüm noktanız oldu mu?
Olmazmı, her sene acayip olaylar  yaşıyorum. Mesela seneler önce, Mesut Bakkal döneminde Manisaspor – Rapid Bukres maçı, benim bir günde 10 sene birden yaşlandığım gündü. Bukres’i takımını organize yapan otel müdürüne güvenerek, sahayı kontrol etmedim. Birde gittimki, saha berbat ve Manisaspor maça 1 saat kala geldi, ama soyunma odaları kapalı, soyunma odalarını açacak ortada kimse yok, müdürü arıyorum telefona çıkmıyor, ortada Rakip yok, oteli arıyorum, takım otelden çıktı diyorlar, maç 19:00 ‘da başlayacak, maça yarım saat kalmış, ne soyunma odaları açık nede rakip var. Allahtan hakemler saatinde geldiler. 18:40’da 75 yaşlarında bir teyze geldi, birde bana bozuk attı, daha maça 20 dakika var acelen ne diye? Neyse, 18:45’de Rapid Bukres geldi, yolu kaybetmişler, Maçı 15 dakika geç başlattık, Manisaspor 5-1 skorla kazandı ama ben o gün, kimseye güvenmemeyi ve işi tesadüfe bırakmamayı öğrendim. Allah’tan Mesut Bakkal beni biliyordu, yerine başka bir Teknik direktör olsaydı anında takımı geri çekerdi.

Burada organize yapmak zordur, haftalar önce, Belediye, polis, güvenlik, stad izinleri alınması gerekir. Bir kaç sene öncede Orduspor’un hocası maça bir gün kala, kendi zevkine göre Hollanda süper lig takımı De Graafschap ile yapacağı maçı iptal etti ve ben döğüş kavga, maçı iptal ettirmedim ve Orduspor’un forması altında buradan futbolcular ayarlayıp maçı oynattım. Ҫakma Orduspor diye basına düşmüştü.  


 
 
Yurt dışında çalıştığınız isimlerin ülkemize bakış açısı nasıl ?  Türkiye için neler düşünüyorlar ?
15 sene önce Avrupa klübleri Türk klübleri ile hazırlık maçı bile yapmak istemiyordu, büyük çabalar sarf ederek, Türkiyeden Avrupaya ve Avrupa’dan Türkiye bir çok klübleri getirerek bu ön yargıyı aşmıştık. Bir çok futbolcu ve hoca son senelerde Türkiye’de oynamayı ve çalışmayı çok arzuluyolardı fakat bu sene ne yazıkkı Türkiye Cumhuriyeti’nin içerisinde bulunduğu lanet olası terör eylemlerinden dolayı tekrar başa döndük. Bizi Suriye ve Irak gibi görüyorlar. 
 
Gelecek hakkında yeni projeleriniz var mı ? Yada 2017 yılı için diyelim yakın zaman çünkü ?
2017 içerisinde hedefimde büyük bir ismi Teknik direktör olarak Türkiye’ye kazandırmak ve hayalimde’de halen Istanbul’da büyük bir Turnuva organize etmek var. 
 
Türkiye Spor Ödüllerinde kalite ve başarı ödülü aldınız ?  Organizasyon için neler söylemek isterseniz ?
Organize Türkiye’de ekol olmuş, kalitesi zaten tartışılamaz, o gün orada olmak ve sayın Fikret Orman tarafından ödül almak benim için büyük bir gururdu. Organize’ye Nedim Delibaş’a ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.  

Bu tür organizasyonların ülkemize katkısı sizce nedir ?
Bu türorganizasyon’ların üst düzey Türk sporcularını dünya’ya tanıtma açısından çok önemli bir katkı sağladını ve sporcuyu bir üst platformataşıma açından, büyük bir katkı sağladığını düşünüyorum. 
 
Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz ?
“Belkide hiç bir şey yolunda gitmedi ama, hiç bir şeyde beni yolumdan etmedi” sloganı ile hangi iş branşında olursanız olun, kendinize hedef koyun, iş ahlakınızdan ve dürüstlüğüzden hiç bir öğün vermeyerek, kendi hedefleriniz doğrultusunda ilerleyin.
 
 
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.