" Bu Formaya Saygı Göstermek Zorundayız "

Fenerbahçe'nin Senegalli yıldızı Moussa Sow, Fenerbahçe Gazetesi'nin 154. sayısına bir röportaj verdi

" Bu Formaya Saygı Göstermek Zorundayız "

enerbahçe Gazetesi'nin 154. sayısında yer alan Moussa Sow röportajı şöyle:
"Moussa Sow:  “Fenerbahçe formasına saygı göstermek zorundayız…”

Bazı insanlar için “aidiyet duygusu” çok farklı şekilde algılanır..Bu duygu her şeyin ötesinde bir anlam taşır onlar için.. Hatta paranın da çok ötesinde..
Fenerbahçetaraftarlarının sevgilisi Senagelli futbolcu Moussa Sow sözünü ettiğimiz bu kimliğin en belirgin örneğidir.. Üç sezon birlikte olduğu Fenerbahçe’den dostça ayrıldıktan sonra gittiği Dubai’de kazandığı büyük paraya rağmen, Sarı-lacivertli taraftarların kulaklarında çınlayan “Musa…Musa..Musa..Musa.” tezahüratını özleyerek tekrar İstanbul’a dönmeyi bizzat kendisi arzulamıştı..
Hem de parasal açıdan önemli ölçüde fedakarlık yaparak..
Halbuki, 19.Ocak 1986 Nantes  doğumlu Senegal asıllı futbolcu Sow,  ünlü Lille takımında 51 maçta 26 gol attığı 2010-11 sezonu sonunda Fenerbahçe’ye yüklü bir bonservis ücreti ödenerek transfer edilmişti..
Kısa süre içinde özverili, sempatik ve gayretli futbolu ile sivrilmiş, o taraftarları, tribündekiler de onu benimseyerek çok sevmişlerdi..
Aslında kimsenin tribünleri kandırması mümkün değildi..Onlar kimin iyi niyetli, kimin sahada “idare-i maslahattan” koşuşturduğun hemen farkına varır..Bu hep olagelmiştir. Futbolcu sadece kendisini kandırır..
İşte bu gönülden bağ sonucu, Fenerbahçe’yi, taraftarları özleyen Moussa Sow bu transferin son günlerinde, kiralık olsa bile tekrar Sarı-lacivertli forması ile taraftarlarına kavuştu..
İlk çocuğu Sarah’a 2013 yılında İstanbul’da kavuşan Sow, şimdi de eşi Aissa ile birlikte ikinci yavrularını bekliyorlar..
Onlar bekliye dursunlar, biz de Sow ile sohbetimize başlayalım:

Fenerbahçe’ye 2012 senesinin ocak ayında gelmiştin ve burada oldukça başarılı sezonlar geçirdin, şampiyonluk ve kupalar kazandın. Sonrasında, geçen sezon başında Fenerbahçe’den ayrılıp AL-AHLİ takımına gittin . Şimdi tekrar Fenerbahçe’desin, bize bu süreçleri özetler misin?
“-Öncelikle Fenerbahçe’ye dönmek benim için bir keyif. Sizin de söylediğiniz gibi, Fenerbahçe’de kupalar kazandım. Geçen sezon herkesin de gördüğü  gibi Birleşik Arap Emirliklerine transfer oldum. Al-AHLİ’de iyi bir sezon geçirdim. Orada da kupa kazandım, şampiyon oldum. Ama Fenerbahçe özlemi içimdeydi..Başka kulüplerden, hatta Beşiktaş’tan da teklifler aldım. Ancak Fenerbahçe her zaman benim için özlem duyduğum kulüptü.
Kulübüme sordum;’ Fenerbahçe’ye kiralık gidebilir miyim?’ diye. Bunun mümkün olduğunu görünce, Fenerbahçe’nin de bana ilgisi olunca hiç düşünmedim buraya geldim. İyiki de gelmişim..”

Fransa ligi, Türkiye ligi ve de Birleşip Arap liglerinde oynadın. Bu 3 ligi değerlendirdiğinde arada ne gibi fark ve  de benzerlikler var?
“-Fransa’dan başlayayım. Futbola Fransa’da başladım. Bana göre çok iyi bir lig, çok zor bir lig.. Fransa’ya gelen yabancı oyuncular bile, Fransa’ya geldiğinde buligin çok karmaşık, çok zorlu bir lig olduğunu onlarda söylüyorlar  ki, bu çok doğru. Sonra da Türkiye’ye geldim.
Burası da kolay olmayan bir lig. Fenerbahçe’de, büyük bir kulüpteyiz ve her sene şampiyonluk için mücadele ediyoruz.  Fenerbahçe’de bu durum her zaman böyle olmuştur. Hedefte olan bir kulübüz ve hiçbir maç kolay değil. Sanıldığı gibi  hiçbir zaman küçük takım yok.. Sonuç olarak buranın da çok iyi bir lig olduğunu düşünüyorum. 

Türkiye’ye de birçok yabancı oyuncunun gelip, süper lig de oynamak istediğini görüyoruz. Türkiye’de çok iyi Türk oyuncular da var. Aynı zamanda kendi milli takımlarında oynayan oyuncular buranın kalitesini ortaya koyuyor. Birleşik Arap Emirlikleri biraz daha farklıydı. Eğer oraya gidip kolay olacağını düşünürseniz, hemen kaybetmeye düşmeye başlarsınız. Atmosfer güzel, hava güzel, şehir güzel. Ben mesela Dubai’de idim. Dubai’de her şey vardı, daha az çalışma ortamı gözüküyordu. Şehirde böyle bir hava vardı. Ama ben oraya asla emekli olmaya, emekliliğimi orada geçirmeye gitmedim. Ben futbol oynamaya ve bir şeyler kazanmaya devam etmek için gittim, benim kafamda sadece bu vardı. .”
Lige istediğimiz gibi başlamasak da aldığımız seri galibiyetler le puan durumunda üst sıralara tırmandık. Bu sezona hocamız başta olmak üzere yeni transferlerle başladık, kısaca takım ile ilgili senin düşüncelerin nelerdir?
“-Fenerbahçe’nin lige şanssız sonuçlar ile başladığı bir zamanda geldim. Evet bu doğru ama şuan çok iyiyiz. 2 maç kaybettik. 2maç da berabere kaldık . Başlangıçta bu iyi olmadı ama hemen toparlanıp dönüş yapmamız gerekiyordu . Bu sezonun devamı için çok önemliydi ve Kasımpaşa maçı kazanmak zorunda olduğumuz bir maçtı. Ve bunu başardık. Ayrıca Avrupa Kupası’ndaki Feyenoord maçında ortaya koyduğumuz futbol ve aldığımız galibiyet çok önemli.. Fenerbahçe formasına saygılı olmak zorundayız...
Fenerbahçeher zaman ilk sıralarda yer alan bir takımdır. Yeni bir teknik heyet yeni oyuncular ama şuanda görüyoruz ki yüksek kalitede insanlarla çalışıyoruz.  Onlarla beraberiz ve umarım en iyi noktalara geliriz. “

Emenike ile attığınız gollerden sonra birbirinizi kutluyorsunuz, bu samimiyet  herkesi kıskandırıyor. Hem rekabet, hem dostluk, bunu nasıl başarıyorsunuz?
“-Fenerbahçe’ye geldiğimden beri Emenike ile hep çok iyi anlaştık. Emenike çok kibar, çok kaliteli, sevdiğim ve takdir ettiğim bir insan. Burada1 yıl birlikte şampiyonluk da yaşadık. O yıl da çok iyi geçmişti bizim için. Webo vardı, ben  Emenike vardı ön tarafta hücumcu olarak. Aynı zamanda Kuyt da buradaydı. Bir oyuncu çıkıyor aynı değerde diğeri giriyordu ve oda takıma hemen katkıda bulunuyordu. Bunu görebiliyorduk. Hala hatırlıyorum; çok fazla maçı son dakikada, son saniyede attığımız gollerle kazandık.  Emenike’nin son dakikada attığı gollerle birçok maç kazandık..Doğal olarak hepimiz  ilk 11 de sahada olmak isteriz.Ancak takımlar sahaya sadece onbir kişi çıkabiliyor !..
Sonuç olarak; 2013-2014 sezonunda şampiyon olduk,  şimdi de aynı şeyi yapmak istiyoruz.”
Avrupa liginde hedefler büyük,Bu zorlu grupta Fenerbahçe’nin şansı ve Avrupa’da ilerisi için neler söylemek istersin?..
-“Zorya’ya karşı maçı kaybetmedik, 1 puan ile ayrıldık. Ama maçları  kazanmamız, puanlar almamız lazım..Zira hiç kolay bir grup değil,adeta Şampiyonlar ligi ağırlığında..Ama yine de her şey mümkün..Feyenoord galibiyeti ile Grup lideri olduk.. Biz deFenerbahçe olarak büyük bir takımız. 2012-2013’ de yaptığımızı  bir kez daha yapmak istiyoruz .Takımda o dönemden aynı arkadaşlarımız da var, o günleri bir kez daha yaşamak istiyoruz. O zaman finale çıkabilirdik, fakat finali son anda bir golle kaybettik..”

Sanırım yakında ikinci kez baba olacaksın, bu nasıl bir duygu?
“-Büyük bir gurur ve  heyecan. Biz ailemizden bir eğitim aldık. Onlardan gördüğümüzü kendi çocuklarımıza aktarma sorumluluğu artık bizim üzerimizde.. Dediğim gibi büyük bir sorumluluk ama ikinci kez de baba olmak da ayrıca güzel bir şey.Eşim şu anda Paris’te ailemin yanında, doğumu bekliyoruz..”
Taraftarlar ile aranda büyük bir bağ oluştu. Tribünler sen yokken bile “Moussa… Moussa..” diye bağırdılar. Bu ilişkiyi nasıl kurdun ve onlara mesajın nedir?
“-2012den bu yana Allaha şükür saha içerisinde elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Fenerbahçe’ye gelmeden önce, aslında hiç böyle bir şey yaşamamış v. karşılaşmamıştım.. Buradan ayrılmadan önce çok şeyler yaşandı, Çok goller attım, stadımızda çok güzel şeyler yaşadık.. O nedenle buranın ne kadar büyük olduğunu bana hissettirerek, kendilerinin de ne kadar büyük taraftar olduklarını gösterdiler.

Onların desteği beni gerçekten çok etkiliyor. İnanın  o yüzden ben yedek kulübesindeyken bile, hemen oyuna girip taraftarları mutlu etmek istiyorum. Saha içerisindeyken de, onlar için her zaman en iyisini yapmaya çalışıyorum. Aslında içimden, yere eğilip onlara teşekkür etme hissi geliyor. Benim için tüm yaptıklarından dolayı, beni gerçekten kalpten etkiledikleri için onlara çok teşekkür ediyorum.
Lütfen, bizi her zaman olduğu gibi coşkuyla desteklemeye devam etsinler Tıpkı son Feyenoord maçında olduğu gibi…”
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.