ENGİN VEREL İLE TÜRK FUTBOLUNA DAİR

Engin Verel

Engin Verel



18 Eylül 2016, 17:16

Türk futbolunun efsane ismi, değerli büyüğüm sevgili Engin Verel hocamızla geçtiğimiz günlerde Türk sporuna ve başkanlığını yaptığı Türkiye Futbol Vakfını ’nın işleyişiyle ve misyonlarıyla ilgili çok önemli bir sohbet gerçekleştirdik. Türk futbolunun kurtuluş reçetesini çizdiği, hatalarımızın nerelerde olduğunu tecrübesiyle anlatan Sevgili Engin Verel hocama bu yoğun temposunda bana zaman ayırdığı için ve misafirperverliğinden ötürü teşekkürlerimi ve şükranlarımı iletiyorum.
Gelin şimdi sohbetimize yakından bakalım:
 
Öncelikle sohbetimize Fenerbahçe ile başlamak istiyorum. Vitor Pereira’dan sonra takımın başına getirilen Hollandalı Dick Advoocat için neler söylersiniz? Fenerbahçe için aranılan kan mıydı?
Değil… Fenerbahçe’nin son yıllardaki tercihleri bana göre Fenerbahçe’nin büyüklüğüne eş değer teknik adamlar değildi. Bunlar içerisinde ilk senesinde şampiyonluğu yakalayan Ersun Yanal, ikinci sezonuna başlamadan görevine son verilmesi ne kadar yanlışsa, ondan sonra bugüne kadar olan İsmail Kartal, Pereira ve Advoocat ’ta bana göre Fenerbahçe’nin kalibresine, maddi manevi değerlerine eş değer hocalar bugün açısından değil. Belki İsmail Kartal yarınlarda iyi bir teknik adam olabilir onu bize ilerleyen dönemler gösterecek.
 
Peki, Dick Advoocat ’ın geçmişine baktığımız zaman parlak bir CV’si olan önemli teknik adam. Neden Fenerbahçe kalibresinde değil sizce kendisinde hangi olmayan özellikler size bu hissiyatı geçirdi?
Advoocat geçmişte iyi bir teknik adam olabilir ama 2016 yılına baktığımız zaman Hollanda milli takımında ikinci adam, diğer iki takımda da danışmanlık yapan bir görevi vardı. Böyle bir teknik adamı da Fenerbahçe’nin 1.750.000 Euro (5.250.000 TL) verip transfer etmesi bana göre hocaya inanılmaz büyüklükte bir emeklilik ikramiyesi kazandırmasıdır. Fenerbahçe’ye ne faydası olur diye baktığımızda; zaten Fenerbahçe’de bugün Fenerbahçe’nin ağırlığını kaldıracak teknik adamların olmamasına rağmen geçmiş hocalar Fenerbahçe’yi ikinci yaptı… Demek ki herhangi bir teknik adamı da getirseniz Fenerbahçe en kötü şartlarda ikinci olacak.
 
Sizin düşüncenizdeki Fenerbahçe teknik patronu hangi özellikleri taşımalı?
Bana göre Fenerbahçe’nin ağırlığını taşıyacak ve Fenerbahçe’yi başarıya götürecek bir teknik adamın Avrupa’da kendisini kabul ettirmesi gerektiğine inanıyorum. Ayrıyeten hem Avrupa Kuplarında hem de Türkiye’de şampiyonluk rakipleri olan Galatasaray ve Beşiktaş’a da güzel futbol oynatarak ligin bitimine 4-5 hafta kala şampiyonluğunu ilan edecek bir teknik adamın Fenerbahçe’nin başında olması gerektiğine inanıyorum. Ama maalesef bugüne kadar bunu Türk antrenörlerden Ersun Yanal’da gördük.
 
Ersun hocanın gönderilmesindeki durum sadece özel hayatı mı?
Bildiğim kadarıyla Aziz Yıldırım’ın egosundan dolayı, özel yaşantısı gündeme gelerek işine son verildi. Biz futbolcuları ve teknik adamları nedense başarı olsun veya olmasın özel yaşantılarını gündeme getirerekten değerlendiriyoruz. Hâlbuki bazı insanlarda kendi yaşantılarına bakması lazım. Kendi yaşantıları doğruysa zaten problem yok. Ama kendi yaşantıları düzgün olmadığı için işine son verilen kişilerin altına imza atıyorlarsa o zaman aynada kendilerine bakması gerektiğini düşünüyorum.
 
Geçmiş sezondaki oyunculara baktığımızda gidenler-kalanlar Fenerbahçe’yi hangi durumda bıraktılar?
Geçen sezon 80.000.000 Euro (240.000.000TL) harcayıp şampiyon olamayan Fenerbahçe’deki çoğu oyuncular isimlerinin karşılığında sahada randıman veremediler… Birde bırakın randıman vermeyi huzursuzluk çıkarttılar. Fenerbahçe takımı hem futbolcu bazında hem de oynatılan futboldan dolayı seyirciyi küstürme açısından zararları oldu. Bundan dolayıda birçok yabancı futbolcu Nani haricinde kayda değer bir rakam alınmadan ücretsiz olarak Fenerbahçe yönetimi tarafından gönderildi. Tabii ki isteyerek değil ama yanlış sistemin uygulatılmasından dolayı Fenerbahçe maddi- manevi olarak zarara uğratıldı.
 
 
Bu sezon yapılan transferlere bakıldığında geçmiş dönemden dersler çıkarıldı mı yoksa aynı durum devam mı etmekte?
Fenerbahçe’nin bu sezon kasasında hiç para yok bunu çok net biliyorum. Fenerbahçe yönetimi UEFA Kriterlerini göz önünde tutaraktan fazla para harcayarak transfer yapmadı. Liverpool’dan alınan Martın Skertel’e 6.000.000 Euro (18.000.000TL) ödendi onun dışındaki futbolcular bedelsiz alındı. Demek ki bonservissiz alınan futbolcular geldikleri takımlar tarafından kendilerinden memnun olmayan oyuncular ki sözleşme uzatmamışlar ve serbest bırakmışlar. O açıdan bu futbolcuların gelmesi bana göre soru işaretidir. İkinci bir soru işareti de geçen sezon Fenerbahçe’nin problemli olan yeri, orta sahada oyun kurucusu ve forvetiydi. Az gol atmış bir Fenerbahçe ancak oyun kurucusu olmadığı için şampiyonluğu kaçırmış, istenilen futbolu oynayamamış ama en az gol yiyen takımdı. Bir takım en az golü yiyorsa tabii ki defans ekini bozmaması lazımdı. Bazı istenmeyen sebeplerden benim bildiğim ama bazı durumları bilemediğimiz sebeplerden dolayı mili takımımızın hem sağ hem de sol beki (Gökhan Gönül – Caner Erkin) gönderildi. Bana göre Beşiktaş en doğru işi yaptı bu iki oyuncuyu transfer ederek. Sağ beke a Gökhan Gönül’ün yerine alına Van der Wiel bana göre Gökhan kadar faydalı olamayacaktır ama ileri ki günler bize ne gösterir bilemeyiz.
 
Gökhan Gönül ile Caner Erkin neden ayrıldı? Caner, Inter’e transfer oldu kariyerini orada devam ettirmek istedi ancak Inter’de Mancini gidince Frank De Boor kendisiyle çalışmak istemediğini belirtti. Öncelikle Caner Erkin Inter’e transfer olma konusunda istekli miydi yoksa şartlar mı onu buna yönlendirdi?
Her ikisinin de başkanla aralarında bireysel konulardan dolayı ayrıldığını tahmin ediyorum. Yönetimin futbolculara olan tutumundan dolayı ayrılmıştır Gökhan Gönül. Belli bir durumdan sonra her şey para değildir, her şey futbol değildir. Mutlu olmak kadar, özgür olmak kadar hayatta değeri olan hiçbir şey yoktur. Zaten Fenerbahçe’de Aziz Bey ne derse o olur. Bana göre yönetimin ismi vardır ama açık söyleyeyim işlevi yoktu. İsfendiyar Beyin istifasını da bu konu içerisinde değerlendirirsek kendisinin de Aziz Beyle arasında yaşadığı bir sorundan dolayı bu kararı aldığını düşünüyorum. Fenerbahçe’de Aziz Bey dışında hiçbir kişi, birey Aziz Bey evet demeden açık söyleyelim su dahi içemezler.
 
Aziz Yıldırım’ın bırakacağını düşünüyor musunuz?
Kesinlikle hayır. Aziz Beyin bugüne kadar konuşmalarını analiz ettiğiniz zaman, futbol içi futbol dışı, başkanlık ve diğer konularda da inanılırlığını yitirmiş durumda olan bir başkan olarak tarihe geçtiğini görüyoruz.
 
Yargıtay olayı dâhil süreç itibarıyla Aziz Yıldırım bu inanılırlığını hangi konularda kaybetti?
  • İlk başta başkanlığı bırakacağım dedi her defasında da bunu en az 4 kere yineledi. Artık kendisine bu konuda hiç kimse inanmıyor.
  • Telegol muhabiri kendisine soruyor ‘Engin Verel diyor ki Aziz Bey Garanti Bankasının Emekli Genel Müdürüne başkanlık teklifi etmişsiniz bu konuda neler söylemek istersiniz?
=Cevap: Gülerek yok böyle bir şey diyor.
  • Daha sonra Aziz Bey daha geçmişteki bir tarihte yine bir televizyondaki beyanatını verdik Telegol ’de. Orada kendisi söylüyor Garanti Bankası Genel Müdürüne benden sonra başkan olur musun dediğini. Bunun gibi birçok tutumsuz konuşmaları olunca açıkçası inanılırlığını kaybeden başkan olarak tarihe geçiyor.
Sayın Ali Koç’un kendisinden sonra başkan olacağını söylediğini biliyoruz. Ama bu durum için NTV’de Oğuz Hakseverin sorularını yanıtlarken ‘Ben padişah değilim hedef gösteremem demişti’ Peki Ali Koç ile Aziz Yıldırım arasında bir soğukluk var mı?
Bende izledim NTV’deki konuşmalarını ancak daha önce bunun tam tersini söylüyordu Aziz Bey.  Ali Bey ile Aziz Bey arasında tahmin ettiğim kadarıyla bir sponsorluk ya da muhasebeyle ilgili gelir- gider tablosunun çalışmaları esnasında Ali Bey kulübe gelmiş ve odaya girmiş, Aziz Beyde senin ne işin var burada dediğini duydum. Bu olaydan dolayı aralarına bir soğukluk giriyor. Bu soğukluktan dolayı mesela Yüksek Divan Kurulu toplantısında Ali Bey en önde otururdu artık bu olmuyor, hatta Ali Bey bazı toplantılara da gelmiyor. Geldiği toplantılar da arka sıralarda oturuyor.
 
Sayın Aziz Yıldırım’ın yaptığı çok iyi işler var elbette. Bunlar için ne söylersiniz?
Yaptığı güzel şeylerin başında açık ve net söylüyorum bildiği en iyi iş ‘inşaat sektörü’ O konuda Fenerbahçe camiasına anıt şeklinde eserler bırakmıştır, onun içinde kendisini zaten takdir ediyoruz. Aziz Bey dürüsttür, namusludur, Fenerbahçe’nin parasını elinden geldiği kadar boşa harcamak istemez ama bilmeden maalesef harcıyor. Belki bu harcamaların içinde görünmeyen giderler halloluyor diye düşünebiliriz. Onun dışında başkan Fenerbahçe için her şeyi yapar ama bazen de ‘iyilikten maraz doğar’ derler ya fazla sevgide bulunduğu ortama zarar verir maalesef bundan dolayıda Aziz Bey Fenerbahçe’ye zarar vermeye başlamıştır. Aziz bey zor adamdır, kendisiyle arkadaşlık yapmak dahi zordur. Kendisinin artıları çok fazladır i iyiliği de unutmaz kötülüğü de unutmaz.
Ülkemizin karşı karşıya kaldığı FETÖ Terörünün Fenerbahçe’ye sızdığı çokça konuşuldu. Aziz Bey beni 1998’de ele geçirecekler demişti bunu geniş açılardan değerlendirdiğinizde neler söylemek istersiniz?
O konuda kendisinin basın toplantısında söylediği konulara biz inanmak zorundayız. Aksini söylersek ispatlamamız lazım. İspatlayamayacağımız şeyi söylemekte zor… Ancak yoktur demek imkânsız. Yani bugün bu örgüt Türkiye’de 15 Temmuz’da ihtilal yapmaya yelteniyorsa, Cumhurbaşkanımızın, Kuvvet Komutanlarımızın en yakınındaki özel kalemleri bu isimlerim örgütüne mensupsa, bu kadar sızma varsa valla insan her şeye şüpheyle yaklaşıyor. O zaman bunların Fenerbahçe camiasında olmaması imkânsız, hatta Fenerbahçe yönetimine girip çıkmışlardır diye düşünüyorum.
1998’de beni ele geçirmeye çalıştılar sözüne baktığımızda bu o zaman Fenerbahçe konusu değil bu Aziz Beyin bireysel bu örgütle arasındaki diyalog olabilir. Aziz Beyin maddi durumu, çevresinin kuvvetli oluşu onu örgüt tarafından cazip hale getirmiş olabilir. Zaten Aziz Bey Fenerbahçe’de 1998 yılında başkan oldu ve başkan olur olmaz hemen bir örgütün Fenerbahçe’yi ele geçirmesi düşünülemez. Ayrıyeten Fenerbahçe kulübünü ele geçirmek ne demek ben o tanımlamayı da anlamış değildim. Bakıldığı zaman o dönemde iktidara yakın kişiler yönetimdeydi ve halen yönetimdeler. Kendisi 1 oy farkla seçildiğinden dolayı kendi yönetim listesindeki 1 isimle devam ederken diğer 13 kişide karşı listedendi. Daha sonra o arkadaşlarımız istifa edip sadece yönetim seçimi yapıldı ve kendi ekibini kurdu. Zaman içerisinde de birçok değişiklik oldu. Aziz Beyin 18 yıllık başkanlık dönemine bakıldığında birçok teknik adamın, birçok futbolcunun değiştiğini görürsünüz… Buda hep istikrar diyen Aziz Beyin ne kadar istikrarsız olduğunun göstergesidir.
 
 
 
 
 
 
 
Sayın Aziz Yıldırım’ın şuan ki çevresinin kendisine olan tutumu nasıl?
Son 6-7 yıldır nedense Fenerbahçe camiasından çoğu kişi Aziz Beyin tutumundan, konuşma şeklinden, hareketlerinden, sert oluşundan, kırıcı oluşundan, insanlara değer vermemesinden rahatsız oluyor ki biz bunu yıllardır söylüyoruz. Aziz Beyin çoğu konularda haklıyken, haksız duruma düştüğü oluyor. Bu durumda hem kendisine hem de camiaya büyük zarar veriyor. Fenerbahçe kurulduğundan beri Türk futbol tarihinde herkesin sevdiği, herkesin saygı duyduğu, futbolcuların gıpta ile baktığı bir kulüptü. Beşiktaşlısı ’da, Galatasaraylısı ’da geçmişte baktığımızda Fenerbahçe’de oynamak isterlerdi. Çünkü Kadıköy’deki Fenerbahçe Türkiye ve İstanbul’da ayrı bir özelliği olan bir kulüptü. Şimdi baktığımızda maalesef Fenerbahçe’ye çoğu futbol takımı Aziz Beyin bu asosyalliğinden ve yanlış tutumundan dolayı pek sıcak bakmıyor ve dostane yaklaşmıyor.
 
3 Temmuz sürecindeki Aziz Beyin duruşu camiada gördüğümüz kadarıyla çok olumlu bir şekilde vuku buldu. Eğer bu duruş olmasaydı belki de çözülme gerçekleşecekti. Neler söylerseniz bu süreçle ilgili?
Aziz Beyin duruşu camiaya yansıdı. Camia derken belirli vakıflar ve dernekler. Bu dernek ve vakıflar geçmişte özerkti ama daha sonraki yıllarda Aziz Beyin himayesi altına girdiği için Aziz Bey nederse oradakiler aynısını yapıyorlardı. 2011 yılında bu zümreler çok aktifti ama şimdi bakıyoruz her geçen gün biraz daha eriyorlar. Hem stadyumda eriyor hem de stat dışında eriyor. Bu konularda Aziz Bey’in masaya yatırması gerektiğini düşünüyorum.
 
Sizin ve sizin gibi düşünenlerin profilindeki başkan hangi özelliklere sahip olmalı?
Beşiktaş başkanı Fikret Bey gibi, Galatasaray başkanı Dursun Bey gibi diyebilirim. Ben kişilerin futbol bazında çok başarılı olmasının dışında sevecen, iyi insan, saygılı, herkese eşit davranan, kayırmacı değil yapıcı, profesyonellere önem veren bir liderin Fenerbahçe Spor Kulübünün başına geçmesini istiyorum. ‘’Her yerde olan hiçbir yerde olamaz’ ’Ne kadar zengin olursanız olun, binlerce tapunuz olsa bile siz o yere gitmiyorsanız o mal sizin değildir. O açıdan diğer branşlarda olduğu gibi futbolu da futboldan gelen insanların yönetmesini istiyorum. Tabii ki işadamları, endüstri mezunları, avukatlar olacak ama saha içerisinde futbolu ekip halinde bir mekanizma şeklinde çalıştırarak ilerleyecekler. Bu söylediklerim Amerika’yı yeniden keşif etmek değil. Basketbola karışmadılar Final oynadılar… Bir kulüp sisteminin olması gerekiyor. Almanya’ya gidersiniz, Bayern Münih takımını analiz edersiniz, sistemi getirirsiniz olup biter… Çok zor bir şey değil bu söylediklerim.
 
Beşiktaş ile devam edelim. Beşiktaş başkanı Sayın Fikret Orman ile başlayalım Beşiktaş değerlendirmemize. Transfer sürecini sizce Sayın başkan kendisi ve ekibiyle birlikte nasıl yönetti?
Transfer politikalarında tabii ki kulüp dışından gazetelerden okuduklarımız ya da camiaya yakın insanlardan duyduklarımız ne derece doğrudur çünkü ‘bir bilinmezin yolunda çıkmazı bulmanız çok zordur’. Hem Beşiktaş camiasının maddi durumunu bilmediğim için çünkü davulun sesi dışarıdan hoş gelir ancak içeri girdiğinizde onun öyle olmadığını anlarsınız. 3 büyüklerimizin UEFA Kriterlerinden dolayı ağzı yandığı için yoğurdu üfleyerek yemek zorunda kaldılar. Beşiktaş’ın bu sene yaptığı transferler bana göre geçmiş yıllardaki hovardalığı bir tarafa bırakıp biraz daha cimri ama doğru sistem olarak, doğru transferler yapmışlardır. İsim olarak doğru demiyorum onu zaman gösterecek ama giden kişilerin yerine bu transferleri yaparken de benim en çok üzerinde durduğum gençlerin keşke transfer ediliyor olmasıdır.
 
 
Şampiyonlar Ligi için yeterli buluyor musunuz? Baktığımız zaman diğer gruplara oranla zor bir kura çekmedi Beşiktaş. Şampiyonlar Ligi için neler söylersiniz?
Son transferlerle isim olarak baktığımız zaman iyiye yakın ama iyi değil. İyi tanımlaması için Sosa ve Gomez ’in kalması gerekiyordu. Bu iki ismin yerine alınan oyuncular Beşiktaş’a ne verecekler bunu göreceğiz. Şuandan konuşmak bana göre yanlış olur. Zaman içerisinde bunun yorumunu yapabilirim. Şampiyonlar ligi apayrı bir yol, gitsek bile nereye kadar gidebiliriz ki çok ileri gideceğimizi düşünmüyorum. Boğazı yüzerek geçemeyiz çok akıntılı alıp götürür sizi.
 
Şenol Güneş’in Konyaspor maçı sonrası transferle ilgili topu adeta yönetime atması ve Sayın Başkanında bu olayı verdiği reaksiyon için neler söylersiniz?
Bir teknik adamın bunu söylememesi lazım. Sportif direktör olsa teknik adam sportif direktörle konuşur bu olayı sportif direktörle paylaşır. Şunu da belirteyim Şenol Güneş’in konuşması doğrudur haklıdır ama teknik direktör olarak bunu söylemesi yanlıştır. Çünkü Şenol Güneş Beşiktaş’ın çalışanıdır, profesyonelidir. Beşiktaş’ın maddi durumunu ancak yönetici bilir. Sportif direktör teknik adam ile yönetim arasında köprüdür. Bu bildiğini Şenol Güneş’in bileceği kadar konuşur. Şenol hocanın da bazı isteklerini yönetimin bilmesi kadar anlatır. Sayın başkanda çok olgun bir davranışta bulundu ‘Şenol hoca haklı bizde haklıyız’ derken Şenol hocamız istemiştir ama bizimde maddi durumumuz budur diyerek hocasına da hak vermiştir. Transfer yapmak kolay değil birde sistemin yanlışlığı transferin son günde yapılmasıdır. Dünyanın her yerinde Şubat- Mart ayında teknik adamla futbolcuların %90’ı bir sezon sonra nereye gidecekleri veya nereyi çalıştıracakları konusunda netleşmiştir. Bu sistemi oturtmak lazım. Bu sistemi oturtmak içinde TFF’nin genel kurul üyelerinin gerçekçi futbol adamlarından seçilmesi lazım.
 
Galatasaray ile devam edelim. Transfer politikasını nasıl buldunuz ve UEFA Kriterlerine uyması gereken Galatasaray’ın hamlelerinin geri dönüşü sizce nasıl olacak?
Galatasaray camiasına baktığımız zaman Fenerbahçe ve Beşiktaş camiasından çok ayrı bir camiadır. Kuruluşu daha 1800’lü yılların sonuna dayanan bir kültür ve birlikteliktir Galatasaray. Galatasaray problemleri kendi içerisinde yaşar ve halletmeye çalışır. Galatasaray’da futbolcuya dayalı bir sistem yoktur daha çok camia önemlidir. O açıdan geçen sezon yapmış olduğu hatalı transferlerden ders aldılar. Örneğin Donk çok büyük yanlıştı ama Mustafa Denizli’de çok büyük yanlıştı. O sürecin sonunda baktığımızda herkesin eleştirdiği Çin’deki alt yapı hocasını alıp Galatasaray’ın alt yapısına getiriyorsun ve daha sonrada takım başına geçiriyorsun ve kötüde tablo çizmiyor. Daha sonrada CV’sine 2 kupa ekliyor ve ekibiyle Galatasaray başında ikide iki yaptı ve belki de üçte üç yapacak. Yapılan transferler akıllı transferler ve kendisinin talimatıyla yapılan transferler. Galatasaray bana göre gençleşmiş transferler yaptı, iyi oyuncular aldı oturmuş bir kadrosu da vardı sadece geçen sezon huzurları yoktu bu huzursuzluğu da çözdüler.
 
Bu huzursuzluğun kaynağı neydi?
İçeride olan bazı problemli oyuncular vardı. Bu ufak tefek problemler milli takımada yansıdı. Yabancılar ve Türkler arasındaki bir huzursuzlukta klikleşmeyi doğurdu. Bundan dolayıda yönetim temizlik yaptı. Maddi indirim konusunda Sabri dışında vefa yapan olmadı. Sabri kaptanlık ve adamlık vazifesini yaptı. Galatasaray oyuncuya dayalı sistemi asla kabul etmez, belli bir zaman sürecinde eyvallah demiştir ondan sonra bakın Galatasaray’ın tarihine en ‘kralını’ dahi göndermişlerdir.
 
 
 
Sizde futbolcuydunuz muhakkak zaman zaman düşüşleriniz oldu. Ancak Selçuk’ta bu kadar ani bir düşüşün olması sizce normal mi?
Selçuk – Burak ikilisi Trabzon’dan beri birlikte oynayan futbolculardı ve çok iyi anlaşan ikiliydi. Ama artık o moda kayboldu. Galatasaray geçen sezon 6. olduğunda bir vurdumduymazlık vardı futbolcularda bir kaptan olarak, Selçuk İnan olarak sen bunu eğer toparlayamıyorsan, teknik adamla anlaşamıyorsan, soğukluk sokuyorsan yönetim bundan elbette rahatsız olur.  Selçuk İnan ile Galatasaray’ın yolları önümüzdeki dönem ayrılır.
 
Hem Riekerink hem Şenol Güneş hem de Advoocat arasında en şanslı veya daha rahat olan kim veya kimler?
Mesela Fenerbahçe’nin hocasına sorduğumuz zaman Fenerbahçe’de yapılan Lens transferi dışında kendinin yapmadığını biz ondan önce söyleyebiliriz. Advoocat ’ın zamanı yoktu yarın öbür gün Lens dışında başka kimseyi almadım alana sorun dese kimse bir şey diyemez haklı. Ama Şenol Güneş ve Riekerink ’in yarınlarda kendilerini aklayacak durumları da lüksleri de yok. O yüzden başarı anlamında öndeler ancak başarısızlıklarında da kendileri sorumlu.
 
Kulüplerimize tavsiyeniz nelerdir?
3 Büyükler günü yaşamak istiyorlar, haftayı yaşamak, ayı yaşamak istiyorlar ve o sezon şampiyon olmak istiyorlar. Haklılar mı? Haklı olabilirler çünkü iyi teknik adam, kaliteli futbolcu, iyi futbol başarı olduğu müddetçe tribünleri dolduru. Bugün maalesef dolmuyor. O zaman biz 5 senelik kalkınma planı yapabiliriz bununda örneği ‘Almanya Milli Takımıdır’. Almanya’da futbol tavan yapmıştır ama yeni bir jenerasyon, yeni bir sistemle 10 yıl içerisinde bir dünya şampiyonu olan Almanya Milli Takımı var karşımızda. Alman takımlara baktığımızda Borussia Dortmund’un nereden nereye geldiği gördük, Bayern Münih zaten kendini kanıtlamış bir kulüp ben bu sistemi almamız gerektiğini düşünüyorum.
Bu dönemde biz 3 büyüklerde yarın yıldız olacak, Türkiye içerisinde 18-19 yaşlarında her sene 2 tane yıldız bulsak 5 senede 10 tane oyuncu olur. Bu 10 taneden 5 tanesi yıldız olmuş olsa o kulübün maddi manevi sorunu çözülür ve sistemin doğru olduğunu Türk spor kamuoyuna ispatlamış olurlar. Biz bunu yapmıyoruz, yapamıyoruz ve yaptıramıyoruz… Çünkü iş adamları neden ucuz varken pahalı oyuncu alıyorlar bunun nedenlerini sorguluyor olmamız lazım.
 
Sizce neden futbolu yönetenlere böyle bir eğilim gösteriyorlar?
Bu sene yapılan transferlere bakalım daha çok bonservisi olmayan futbolculara yöneldiler ama yaşlarına baktığımız zaman oyuncuların çoğu belli bir yaşa gelmiş. Biz bunun tam tersini yapalım diyoruz. Belli bir yaşa gelmiş oyuncular değil de ortalamanın biraz altına inelim, yıldız adaylarını alalım hem daha ucuz hem de geleceği var.
Senin de söylediğin gibi Emre Mor ayarında oyuncular olması lazım. Emre Mor bildiğim kadarıyla 2 sene önce Türkiye’den bir takıma teklif etmişler beğenmemişler vazgeçmişler bugün ortada. İşte bu futboldan gelmeyenlerin yanlışıdır.
Bu tür oyuncuları siz bulamıyorsanız o zaman scout ekibine neden para veriyorsunuz bunu da anlamış değilim. Avrupa’da veya Dünya’da kendini kabul ettirmiş adamı bulmak bana göre önemli değil, olacağı bulmak önemli. Ben iş adamlarına karşı değilim, onlar bu tür işleri profesyonellere bırakacak ki yanlışlar olmasın.
 
KULÜP BAŞKANI
Kulüp başkanın en az 5 tane eski futbolculardan oluşan danışmanı olacak bunların seçiminde de şu kriterler olacak;
  • Kişilikli
  • Kimlikli
  • Şahsiyetli
  • Sosyal
  • Aile yapısı düzgün kişilerden seçilecek bu 5 danışman.
İDARECİLER
Alt yapıdan A takıma kadar olan bütün süreçle ilgilenecek 3 tane futbolcudan oluşacak.
 
SPORTİF DİREKTÖR
Kesinlikle profesyonel olması gerekiyor. Sportif Direktör tek başına değil sportif direktör kendisine bağlı en az 6 kişilik kadrosu olması gerekiyor. Bu 6 kişilik kadrodan 1 kişi muhakkak kadın olacak.
 
1 KİŞİ (KADIN) GÖREVİ: Futbol ailesine baktığımız zaman teknik kadroyla birlikte 30 kişilik bir erkek grubu var. Bu ekibin aileleri, çocukları, eşlerinin problemleri, kız çocukları vs bütün sorunlarını ve isteklerini bu yapıdaki hanım efendi çözecek. 1 KİŞİ  (ERKEK) GÖREVİ: Seyirci ve stattan sorumlu olacak.
1 KİŞİ (ERKEK) GÖREVİ: Transferlerle, transfer araştırmalarıyla ilgilenip bunların AR-GE çalışmalarını yapacak.
1 KİŞİ (ERKEK) GÖREVİ: Sosyal İlişkilerden Sorumlu olacak.
1 KİŞİ (ERKEK) GÖREVİ: Ekonomik yatırımlar olacak. Çünkü 2-3MEuro kazanan oyuncu yanlış yatırım yaptığında o futbolcu otomatik olarak kafasını buraya takacağı için hazırlanamayacak. Böyle bir durum yaşanmasın diye yatırımla ilgili kişinin bu yapıda olmasının sağlanması lazım.
1 KİŞİ (ERKEK ) GÖREVİ: Psikolog muhakkak olması gerekir. Psikolojiyle ilgili yardım ve desteğini takımla birlikte paylaşacak.
 Çok önemli: Maçlardan sonra ailecek yemek yeme modasının olması lazım. Stat içerisinde olabilir illa dışarıda olmak zorunda değil. Hep birlikte yemek yemek için illaki kazanmak gerekmiyor. Herkes kendi üzerine düşenleri yapacak. Bir maç kaybedersiniz ancak sistemi oturttuğunuzda mutlaka kazanırsınız. Futbolun içerisinde kazanmakta var kaybetmekte önemli olan üzerinize düşenleri eksiksiz yapmanız.
Bir futbol takımı tepeden aşağıya hangi hiyerarşik düzeyde olmalı?
Aile yapısı içerisinde bağırma, çağırma, küfür ederek futbolcuları strese sokarak sahaya çıkartırsanız o zaman o futbolcu size bir şey vermez. Hele hele yabancıları bir dakika dahi kulüpte tutamazsınız. Yabancıların gideceği yerler vardır ama Türk oyuncusunun gideceği yer yok. Bugün açıkça söylüyorum, Fenerbahçe’yi değerlendirirken de söyledim Türk basını Caner ve Gökhan’ın neden ayrıldığını araştırsın… Benim söylediklerimi de unutmasınlar.
Milli takımımızla devam etmek istiyorum. Arda Turan sorununun boyutlarını açıkçası merak ediyoruz. Sayın Fatih hocamız açıklamalarda bulundu ancak bu konuda hiç kimse tatmin olmadı. İkili arasındaki sorun sizce neydi?
Arda Turan olayında Fatih Terim’in açıklaması çok önemli. Fatih hoca diyor ki ‘para değil eğer özür dileyeceklerde benden değil Türk halkından özür dilesinler.’ Para değil, pirim değil, futbolda olmaması lazım. Zaten Arda dünyanın en iyi takımında Barcelona’da oynuyor, iyi de oynuyor. Buradaki savaşın adı ‘kişilik savaşıdır’. Bakıldığı zaman milli takımın ‘eskileri’ bir tavır koymuş. Orada maddi ve manevi olarak aşırı derece oyuncular doyuma geldiğinde bir ‘kişilik savaşı’ içerisine girerler.. Saygınlığını kaybedebiliyorsun veya haklı olduğunuzda daha bir ses çıkarma gücüne ve içgüdüsüne kapılıyorsun. Bunu ancak ‘maddi ve manevi olarak doymuş oyuncular yapar’. Fatih hocanın da en sevmediği olay budur. Bana göre Fatih hoca basın toplantısında olayın gerçekliğinin %25’ini söyledi ki %75’ini söylemesi lazım. Bu futbolcuların hepsi iyi futbolcular kendi takımlarında oynuyor futbol değil, para değil o zaman ne? Fatih hocanın bunu açıklaması lazım. Niye senden değil de Türk halkından özür dilemeleri lazım?
 
 Basına yansıyan tarafından bakalım. Avrupa Futbol Şampiyonasındaki olay prim ise bunların pazarlığının yapılması peki ne kadar etik?
Fransa uçağında daha şampiyonaya giderken prim konusu vardı sevgili Kaan daha maç oynamıyoruz bunları konuşuldu. Esasında bu futbolcuların kabahati gibi görünüyor ama bana göre bu sistemi koyanların kabahatidir bu. Yine burada sistemin yanlışlığı ortaya çıkıyor.
 
Türkiye Futbol Direktörlüğü apoletinde Sayın hocamıza oyuncuların bu apolete güvenerek mi açıkçası tabir için bağışlayın ama gayri ciddi davranıyorlar, her şeyi hocaya anlatıyorlar veya istiyorlar?
Gayet tabi… Her şeye sen bakmayacaksın. Nerede senin sportif direktörün? Milli takımlar sorumlusu menajerin nerede? Bu para konusunda teknik adamın olmaması lazım. Eğer olursa futbolcularla arasında savaş çıkar, teknik adam futbolcunun gözünde saygınlığını yitirir. Para araya girdiği zaman saygınlık gider. Bugün bakın etrafınızdaki yaşamlara anne- baba öldüğünde kardeşler birbirlerini öldürüyorlar miras için bırakın saygıyı… Maalesef sportif direktör olsa futbolcu Fatih hocayı aşıp yöneticiyle veya federasyon başkanıyla konuşamayacak. Sistemi oturtamazsan yanlışlar zincirinin en büyük suçlusu siz olursunuz. Fatih Terim benim 40 yıllık dostumdur. Ben kendisine soruyorum Türkiye Futbol Direktörlüğünü kendisi bana açıklasın. Fatih Terim çok başarılı bir teknik direktör ama maalesef ikinci üçüncü teknik adamlarını yetiştirmedi.
 
Sayın Müfit Erkasap hocamız yıllardır kader ortaklığı yaptı Fatih Terim hocamızla…
Bu yetiştirmek değil sevgili Kaan himayesi altına almak. Yetiştirmek apayrı bir olaydır.
 
Türkiye Futbol Federasyonun yapısı hakkında neler söylersiniz? Beğeniyor musunuz yapıyı?
Burada da futboldan gelen en az 4 ismin olması gerekiyor. Elbette iş adamları olacak mesela Hüsnü Güreli… Kendisi Beşiktaşlı, yeminli mali müşavir hem de avukat konusunda da 1 numara böyle isime şapka çıkartılır. Futboldan gelen kim var yok ki. Federasyonda Galatasaraylı milli takımlar sorumlusu Sayın Ali Dürüst var. Ama Galatasaray’da yöneticilik yaptı diyerek, Fatih Terim’i sevdiği için oraya gelmesi benim için bir soru işareti.  Neden orada futboldan birisi yok? Örnek olarak veriyorum kimse yanlış anlamasın ama neden bir Engin Verel yok? Engin Verel, Galatasaray, Fenerbahçe, Almanya, Belçika ve Fransa oynamış, 49 kez milli olmuş biri. Engin Verel gibiler mi oralara layık yoksa Galatasaray’da yöneticilik yapmış zengin bir iş adamı arkadaşımız mı layık? İşte böyle bir ortamda da olayları çözemez veya belirli bir durumda Fatih Terim’i frenleyemezsiniz. Orada çok saygı duyduğum Nihat Özdemir var. İkinci başkan. İyi güzel de Nihat Beyin yemek yemeye zamanı yok, büyük işleri var neyle uğraşsın.
Federasyonun yapısına baktığımızda federasyon başkanı ve 4 tanede başkan vekili var eskiden bu vekil sayısı ikiydi. Bu 4 isim Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı ve Trabzonsporlu… Bu yanlış… Bu 4 isimin yanında neden futbol oynamış, futbolu bilen eğitimci kişiliğe sahip, oturmasını kalkmasını bilen, aile yapısı düzgün eski futbolcular olmaz bunu da merak ediyorum.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun alt kadrolarına bakıyorsun, yine futbolcu yok oraları avukatlarla doldurmuşlar. Hâlbuki orada;
  • Antrenörün olması
  • Hakem olması
  • Futbolcu da olması lazım.
Hukukçu her şeyden anlıyor mu? Ceza Kurulu ve Disiplin Kurulu var. Nereden biliyorlar maçta yapılan hareketin kasti olup olmadığını? Onu ben bilirim sen bilemezsin. Bende senin işini bilemem. Ben zaten senin işini bilmediğim için seni tutuyorum davalarımda e sen beni neden tutmuyorsun? Türk futbolunun kalkınması için bunları çözmemiz lazım.
Türk futbolunun kalkınması için diğer önerileriniz nelerdir?
Yeni bir kanun tasarısının artık meclisten geçmesi gerekiyor. Şunu içerecek tasarı; Özerk olan Türkiye Futbol Federasyonu seçecek delegelerin futbol dünyası içerisindeki kişilerin seçmesi lazım. Delegelerle kime oy vereceksin pazarlığı olmayacak. Ben 9 sene delegelik yaptım federasyonda yanıma oy pazarlığı için kimse yaklaşamadı. Ben inandığım insana oyumu verdim. Bugün bakıyorsun delegelerin hepsi değişmiş, öyle delegeler var ki X bir takımın delegesi oraya geldiğinde kime oy vereceği belli. Adam takımını dahi tanımıyor, futbolla alakası yok yönlendiriliyor ve oyu alıyorlar. Hepsi değil ama çoğunluğu delegelerin böyle isimlerden oluşuyor. Çoğunluğu da böyle olunca o federasyon biraz uzaktan kumandalı federasyon oluyor.
 
Futbolun içerisindeki siyasete gelmek istiyorum. Futbol neden siyaseti istiyor?
Maddi çıkar için. Örneğin vergi. Sen ve ben vergimizi vermeyelim faizini koyarlar, icraya verirler onu tahsil ederler. Futbol takımları yanlış sistemlerinden dolayı hata yapıyorlar 1 affet, 2 affet, 3 affet yok böyle bir şey böyle sistem olamaz. UEFA Kriterleri olmasaydı bu sistem devam edecekti. UEFA Kriterleri olduğu için takımlarımız duruldu. Bizim yapamadığımızı Avrupa bize diretip yaptırıyor.
 
Federasyon başkanımız Sayın Yıldırım Demirören için neler söylemek istersiniz? Kendisinin başkanlığını nasıl buluyorsunuz?
Şunu açıkça söylemem gerekir ki kötü bir zamanda iyi niyetli olarak federasyon başkanlığına geldi. Fenada idare etmedi. Yıldırım Demirören ve ekibini de tebrik ediyorum. Fatih Terim’in son kadro seçiminde 6 futbolcuyu almaması konusunda hocasına sahip çıktı bu güzel duruştu.
 
Türkiye Futbol Vakfı’nın başkanısınız. Öncelikli olarak Türkiye Futbol Vakfı ülke için neden önemli?
Türkiye Futbol Vakfı 21 yıl önce kurulan bir çok futbolcu hakem, antrenör, iş adamlarından oluşan 164 üyesi olan bir futbol ailesi kurulmuş ve zamanında güzel şeyler yapılıyormuş. Bende bu vakfın kurucularından biriyim. Sema Küçüköz, Candemir Berkman ve benim başkanlığımda 21 seneyi doldurmuş durumdayız. Yalnız, yanlış yönetimi şekillerinden dolayı bu güzel işler azalmış, uygulanamaz hale gelmiş ve nedeni bilinmez bazı haklarımız alınmış.
 
Örneğin alınan haklarımızdan;
  • Sportoto teşkilatından %2’lik gelirimiz haksız olarak kesilmiş ( Biz bu hakkımızı alacağız. Sayın spor bakanımızdan bu konuyu görüşmek üzere randevu istedik ülkemizin yaşadığı olaylar nedeniyle ertelendi. Yakın bir zamda bu olayı kendisiyle ele alacağız. 
  • Federasyonda iki kişiyle TVF olarak temsil ediyorduk onu da almışlar(Bunu da alacağız)
Bu hakları neden kaybetti Türkiye Futbol Vakfı?
Geçmişte genel sekreterlik yapan, futbol vakfının ağırlığı çerçevesinde yapılması gereken, alınması gereken, teklif edilen konulara hayır demişler nedense. Orasını bilemiyorum ama biz bu hayırları ‘Evete çevireceğiz’.
 
Türkiye Futbol Vakfı başkanı olarak hedeflerinizi, yapmak istediklerinizi bizlere anlatır mısınız?
Gerek bugün bu sohbetimizi gerçekleştirdiğimiz Büyük Kulüp’ün dergisine verdiğim röportajımda gerekse yorumculuğunu yaptığım Telegol programında 2023 yılına kadar 7 senelik bir kalkınma programı çizdik dostlarımızla birlikte.  Bu planlar dâhilinde;
  • Komiteler kuracağız bu komiteler;
  • Hukuk Kurulu
  • Sağlık Kurulu
  • Basın Kurulu
  • TFF’ye İlişkiler Kurulu
  • Sosyal İlişkiler Kurulu
  • Teknolojik Kurulu
  • Eğitim Kurulu
  • Siyasi İlişkiler Kurulu
  • Kulüplerle İlişkiler Kurulu
  • Belediyeyle İlişkiler Kurulu
  • Avrupa İlişkiler Kurulu
  • Vakıflar, belediyeler ile ilişkiler kurup bir yer istiyoruz ve o yeri de güzel bir vakıf binasına çevireceğiz.
  • Stadyum gazetemizi yeniden mecmua halinde çıkartıyoruz ve buradan gelen gelirleri ihtiyacı olan (yerinde araştırılarak) eski futbolculara, ailelerine ve çocuklarının eğitimine aktaracağız.
  • Türkiye’de 7 bölgeye yayılmak istiyoruz. Buradaki amacımız; Bu bölgelerde Türkiye Futbol Vakfı büroları kurarak burada Vakfımızın misyonlarını insanlara anlatacağız.
  • Biz kulüplerimizin uğraşamadığı, federasyonun zaman ayıramadığı konulara ekibimizle birlikte kafa yoracağız.
  • Batıda ’ki doğruyu buraya getireceğiz. Niye biz değerlerimizi bulamıyoruz? Bugün Türkiye’de yabancı futbolcuların dışında bakalım bilhassa 3 büyüklerdeki şampiyon olamayan futbolculara. Bu oyuncuların hepsi Orta Avrupa’dan gelen Türk çocuklar. Demek ki Türk çocuğunda bir şeyler var. Milli takımımızda oynayan oyuncuların %40’ı yurt dışından. Peki, niye bizim çocuklarımız buradan yetişmiyor? Demek ki bizim alt yapımızda bir eksikliğimiz var. Çünkü kulüpler bu konuda kendilerine zaman ayırmıyorlar ve ciddi bakmıyorlar. Kulüpler 200.000 Euro verip 3 sene bekleyeceğime 2.000.000 Euro verip hemen alayım diyorlar. Bu gelip geçici oluyor ondan sonra borçlanıyorsun, UEFA’dan ceza alıyorsun. Ben bir pilot bölge seçeceğim örneğin Çatalca… Çünkü İstanbul’da benim projem için en uygun alan Çatalca… Çatalca’nın eskiden köyler vardı şimdi mahalle oldu. Ben inanıyorum ki o mahallelerde yıldızlar var biz onları gün yüzüne çıkaracağız. Oradaki ilkokul hocalarıyla, beden eğitimi öğretmenleriyle ve muhtarlarla bir fikir alış verişi yapıp hafta arasında 1 saatlik dilimde belirli yaş gruplarını köylerden gelen otobüslerle toplayıp merkeze getirecekler. Orada antrenmanlarını yapacaklar, duşlarını alacaklar, yemeklerini yiyip evlerine gidecekler. Bunu da bizim eski futbolcularımızdan gönüllüler grubu yapacağız, maddi olarak geçimlerinde sıkıntı olan futbolculardan seçip birazda onlara takviyelerle onların hayatlarına da renk katacağız.  6-10-12 yaş grubundaki çocuklarımız arasından yetişecek olanlar Çatalca’da 3.lig takımlarına veya köylerdeki amatör takımlara verip 19-20 yaşlarında Türk futboluna kazandırmak istiyoruz. Sistem batıdaki gibi olacak. Eindhoven, Ajax bunları yapıyor biz neden yapmayalım? Yapamamamız için hiçbir neden yok.
  • 7 senelik plan içerisinde spor akademisi üniversitesi kuracağız. Bunun içinde birçok profesör arkadaşımızla istişare halindeyiz.
Türkiye Futbol Federasyonumuz ile bu konuları konuştunuz mu?
İstişarelerde bulunduk. Ben buradan Sayın Hüsnü Güreli beyefendiye senin aracılığınla bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. Kendisini telefonla aradım tatilden döner dönmez ilk günün sabahı bize randevu verdi ve bizim bütün problemlerimizi dinledi, konulara sıcak baktı. Büyük tecrübesiyle hem bize hem de vâkıfımıza hukuksal bilgisiyle yol gösterdi. Yardımcı olacağını söyledi, söylediklerini de çok kısa zaman içerisinde gündeme geçireceğimi biliyorum.
Türkiye Futbol Federasyonu başkanımızdan da randevu talep edeceğiz. Türkiye Futbol Federasyonunun bir vakfı var ama işlevi olmayan bir vakıf belki bu vakıfla da ilgili bir şeyler yapacağız.
 
Kişisel olarak en büyük misyonunuz nedir?
Bizden sonraki nesillere güzel şeyler bırakmak istiyoruz. 21 sene çok iyi yerde olup bugün uykuya bırakılmış Türkiye Futbol Vakfının yeniden yapılandırıp canlandırmak istiyorsam, benden sonrakiler bunu söylemesin. O bayrağı alıp daha da yukarılara götürsünler.
Devlet büyüklerimiz ile konuları istişare ettiniz mi?
Sayın Cumhurbaşkanımıza bir mektup yazdım ancak yeni kapıdaki İstanbul Büyükşehir Belediyesinin düzenlemiş olduğu iftar programında kendisine mektubu veremedim. Akşam gazetesinde bu mektubu önümüzdeki günlerde paylaşacağız. Sayın başbakanımıza da bir mektup yazdım. Bizim zaten en önemli şansımız futboldan gelen bir Cumhurbaşkanımızın olması inşallah bu mektubu kendisine ulaştıracağım.
 
Saygılarımla
Kaan İlhan
Twitter: @kaanilhan_
 
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.