"10 Parmağında 10 Marifet"

Oya Eren

Oya Eren



01 Mart 2017, 09:39

 
TRT Haber’in başarılı, sempatik ünlü Haber Sunucusu, Otomobil Yarışcısı Oya Eren Spor Türkiye’ye çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sorularımıza samimi cevaplar veren Oya Eren ile spordan,habere ve hayata dair ne varsa paylaştık. 10 parmağında 10 marifet olan ünlü sunucu ile kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.
 
Dop Dolu Bir Kariyer ve müthiş Bir Başarı Öyküsü
 
Oya Eren kimdir, kendinizi nasıl tanımlarsınız ?
Gülümseyen, ağlayan, konuşan, dinleyen, çalışan, koşturan herkes gibi biriyim.
Kendim için; Hayatı seven, ümit eden, hayal kuran, başarmaya uğraşan ve kolay kolay vazgeçmeyen biri diyebilirim.
 
Çocukluk yıllarınız, tahsil hayatınız ve şu anki meslek hayatınızı çok yönlü ve bir o kadar da ilginç alanlarda sürdürmüşsünüz… Latince ve Yunanca’yı kapsayan Eski çağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü’nde lisans eğitimi sonra Ermeni Dili ve Kültürü… Ardından Gazetecilik masterı. Yurt dışı bursları, gençlik projeleri… Biraz bunlardan bahsedebilir misiniz?
Farkli lisanlar öğrenme merakım lise yıllarında başlamıştı. Üniversite sınavına da dil puanıyla girdim ve Ankara Üniversitesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümünü kazandım. Burada Latince ve Yunanca öğrendim. Aynı dönemde yine aynı fakültede Ermenice Yüksek Lisans Programının derslerine başlayarak bir dil daha öğrenme şansım oldu. Zaten Ermenice ve Ermeni kültürü dersleri daha sonraki yıllarda bir uzmanlık alanımın oluşmasına sebep oldu. Üniversite yıllarında stajyer olarak girdiğim ASAM’da mezun olduktan sonra da çalışmaya devam ettim ve Türkiye-Ermenistan ilişkileri ve Güney Kafkasya Bölgesi üzerine akademik çalışmalar yaptım. Özellikle Güney Kafkasya ülkelerini kapsayan pek çok projede yer aldım. Ermenistan’da ve Gürcistan’da bulunan sivil toplum örgütleri ve düşünce kuruluşlarının toplantılarına katıldım.
Türkiye için hassas bir konuda çalışmışsınız… Çalışmayı siz mi seçtiniz yoksa biraz şartlar mı o yöne yönlendirdi?
Bazı kapılar açıldı ve o konuya yönelmem gerekti diyelim. İyi ki de öyle olmuş. Şu anda televizyoncuyum ve spikerlik yapıyorum fakat Ermeni meselesi ve özellikle Türkiye’nin uluslararası alanda maruz kaldığı soykırım yalanlarına karşı gönüllü olarak çalışmaya ve bu konuda yazılar yazmaya devam ediyorum. Sanırım hayatım boyunca da bu konuda mücadeleye katkım sürecek.

Dediğiniz gibi hassas ve mücadele edilmesi gereken bir konu. Hepimizin bildiği gibi özellikle sözde “Ermeni soykırımı” yıldönümü iddia edilen zamanlarda bu mesele nedeniyle Türkiye’nin başı çok ağrıyor. Bu iddialara ve Türkiye’nin maruz kaldığı iftiralara karşı mücadele etmek her Türk vatandaşının görevi.
 
 
“ Iğdır ve Diyarbakır yılları unutulmazdı “
 
Öğrenim hayatınız boyunca Türkiye’nin pek çok ilinde bulundunuz. Bir çocuk için zor olmalı...
Babamın görevi dolayısıyla çok şehir ve okul değiştirdim. Özellikle Iğdır ve Diyarbakır yılları unutulmazdı. Kuşkusuz zorlukları oldu. En önemlisi de gittiğim her okulda hep sonradan gelen çocuktum. Bu o yaşlarda beni biraz melankolik bir çocuk yapsa da sonrasında kişiliğimin şekillenmesinde çok önemli katkılar yaptığını fark ettim. Bu nedenle hala yeni insanlar tanımak, yeni yerler görmek ve hatta yaşamak benim için çok özeldir.

TRT’ye girişiniz nasıl oldu?
Başta söylediğim gibi ASAM Ermeni Araştırmaları Enstitüsü’nde araştırmacı-analist olarak uzun yıllar görev yaptıktan sonra TRT Türk’ün kuruluşuyla haber merkezinde bölge uzmanı olarak başladım. Öncesinde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Gazetecilik yüksek lisansımı tamamlamıştım. TRT’de önce TRT Türk sonra 6 ay kadar TRT Dış Haberler ve sonra yine TRT Türk’te çalıştım. Lisanslı bir otomobil yarışçısı olmam ve sporun pek çok branşına olan merakım nedeniyle spor haberlerine de ucundan kıyısından girmeye başladım. Sonra da zaten bildiğiniz gibi spor haberlerini sunmaya başladım. Bu arada da yarışlarım devam ediyordu. TRT Türk’ten sonra ise şimdi TRT Haber’deyim. Artık gündemim farklı. Haber bültenleriyle ekrandayım. Bu da farklı ve olgunlaştıran bir tecrübe.
 
“ Otomobil Sporlarında Bir Haber Sunucusu “
 
Sporun içinden biri olarak spor haberlerini de sundunuz. Bununla ilgili değişik bir tecrübeniz, bir anınız var mı?
Benim en değişik tecrübem kendi haberimi sunmamdı. Hem de birkaç kez. Gerçekten çok heyecan verici ve farklıydı. Özellikle bir haber okudum ki o gerçekten çok farklıydı. Sezon sonu kupalarının verildiği ödül töreninde sunuculuk yapmıştım ve o törende benim de bir kupam vardı. Bu ödül töreninin haberini televizyonda ben sundum. Yani hem haberi okurken sunucuydum hem de haberin içindeki törende sunucuydum ve aynı zamanda ödül alandım… aynadan başka bir aynaya bakmak gibiydi 

Merak edilen bir şey var. Spor spikerliği yapmış biri olarak hangi takımlısınız?
Bir İzmirli olarak tabii ki BÜYÜK ALTAY. Babamdan gelen bir Galatasaray sempatisi de var tabii ama esasen kalbim Altay için çarpar.
 
Otomobil tutkunuz nereden geliyor?
 
Otomobil tutkum çocukluktan geliyor. Bu sevgide en büyük etkenlerden biri de babam ve onunla paylaşımlarımız.
 
Bunun yanında uzun yıllar, tüm çocukluk zamanlarımın yollarda geçmiş olması ve bu yollarda otomobil sevgisiyle büyümüş olmam bu sevginin her geçen gün daha da büyümesine sebep oldu.
 
Özellikle yolculuklarda bir yere varacak olmanın verdiği heyecan ve ulaştığımızdaki mutluluğun ardından otomobilimize yüklediğimiz anlam daha da arttı. Bu da otomobille başka bir bağ kurmama sebep oldu. Yıllar geçtikçe de bir tutkuya dönüştü ve hayatımda bir sembol oldu.
 
Bir yere ulaşmanın, bir hedefe varabilmenin sembolü oldu otomobil benim için…
 
“ Start anındaki o heyecan ve finish’teki mutluluk hiçbir şeyle ölçülemez “
Yarış hayatınıza ne zaman ve nasıl başladınız?
 Yarışmak hep bir hayaldi benim için. Benim masalım buydu. Ben prenses olmayı hayal edemedim pek. J Tek hayalim yarışçı olmak ve otomobilimle anılmaktı.  Bunun için de kendi paramı kazanacağım günlerin gelmesini bekledim.
 
O günler geldiğinde otomobil sporuyla zaten ilgili olan biri olarak yarışmak için girişimler yapmaya başladım.  İlk yarışıma kredi çekerek girdim. Bir yarış otomobili kiraladım. Tulumum kaskım bile ödünçtü… Start anındaki o heyecan ve finish’teki mutluluk hiçbir şeyle ölçülemez.

Ankara’da olmak tabi bir dezavantaj ama bu sporun en güzel tarafı eskiler yenileri çok destekliyor. Bu destek sayesinde de ilk adımı attım ve Ankara’da düzenlenen Oto kros yarışına katıldım. Hayatımın o en güzel gününde de kendime bu spora devam etme ve hep otomobil sporunun içinde olma sözü verdim.
Bu hayalimi gerçekleştirecek fırsatlara sahip olduğum için çok şanslı ve mutluyum. Umarım yıllar boyu da bu mutluluğu yaşarım.
 
Oya Hanım, bir yandan ulusal kanalımız TRT’de spikerlik yapıyorsunuz, bir yandan da yarışıyorsunuz. Hangisi daha zor?
Yaptığım iş, uğraştığım sporla çok paralel. İkisinde de arkanızda büyük bir ekip var. İkisinde de “start”a çıkan sizsiniz.
 
Kamera önünde yayının başlamasını beklemek ve yönetmenin hazır komutuyla canlı yayına girmekle,
direksiyon başında start noktasında gaza basmak, duygu olarak birbirine çok yakın. Bu nedenle işim ile uğraştığım spor birbirini çok destekliyor ve beni iki alanda da olumlu etkiliyor.

Zorluk kısmına hiç değinmiyorum. Çünkü ben “zor”a inanmıyorum. Yoğun çalışmaktan ve iş yükünden hiç korkmadım aksine bana daha fazla enerji vermiştir çalışmak.
 
Canlı yayın yapmak zordur. Canlı yayında yaşadığınız ilginç bir anınız var mı?
İlginç olmasa da zor anılarım var. Özellikle vefat haberlerinde çok zorluk çektiğim olmuştur. TRT Haber’deyken ise Adana’daki yangında hayatını kaybeden çocuklarımızın haberini okurken yayına yansıtmasam da birkaç kez gözyaşlarıma hakim olamadım.
 
İş  hayatınızda ve katıldığınız müsabakalardaki başarılarınızın sırrı nedir?
Başarı göreceli bir kavram tabii. Eğer planlı, düzenli ve istikrarlıysanız başarı gelir. Sadece istikrarlı ve azimli olduğumu biliyorum. Özellikle iş konusunda hayatım boyunca sebat etmeyi ve çok çalışmayı tercih ettim. Okumak, merak etmek, araştırmak ve büyüklerin tecrübelerinden yararlanmak en önemli kurallarım. İdealist olmak ve prensiplerimden ödün vermemek ise beni her zaman güçlü hissettirmiştir.

Stüdyo dışındaki Oya Eren nasıl biridir, neler yapar?
Milliyetçi ve çevreciyim. Bu iki madde doğrultusunda pek çok faaliyete ortak oluyorum. Ömrüm boyunca vazgeçmeyeceğim bu iki dava için her türlü çalışmanın içinde var olmaya gayret edeceğimi biliyorum. Direksiyon başında olmak ise her zaman en sevdiğim şey. Resim yapıyorum zaman buldukça. Kitap okumak tabii ki her gün, her zaman vazgeçilmezim. Özel zevklerimi burada anlatmayayım çünkü gerçekten fazla J sanat, spor bunlar hayatımda her zaman var.

İletişim Fakültesi mezunu ve bu işi yapmak isteyen arkadaşlara neler önerirsiniz?
Sabır sabırsabır…  Hiçbir başarının tepeden inmediğini bilerek hareket etsinler. Çok okusunlar, çalışma hayatına hangi noktadan başlamış olurlarsa olsunlar sabırlı olmayı bilsinler. Yaptıkları işi öğrenirken başka bir alanda da kendilerini geliştirmeye çalışsınlar. Çok yönlü ve meraklı olsunlar. Spor yapsınlar. Hatta sporu hayatlarının parçası haline getirsinler. Mutlaka yabancı dil öğrensinler. Gülümsemeyi unutmasınlar.
 
Bizlere vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Hem ekran başında hem de direksiyonda size başarılar diliyoruz.
Ben de size teşekkür ederim…
 
 
 
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.